Her şey ısınıp hızlandığında, İspanyol Enduro ralli sürücüsü Marc Coma da ısınıp hızlanıyor. Bunun son kanıtı ise: Dakar Rallisindeki zaferi.

Marc Coma açısından başarı, çöldeki gizemli bir su kaynağı gibi bir şey herhalde: bir kez açıldı mı hiç durmadan, şırıl şırıl akan bir kaynak... Ama İspanyol sürücü 2004’e kadar kaynağı henüz bulmamıştı. O noktaya gelene dek, başarılı bir Enduro yarışçısıydı ama henüz sivrilmemişti: İspanya dışında pek kimse tarafından tanındığı söylenemezdi. Coma, 2004’te su kaynağının çıkış noktasına yaklaşmaya başladı, yani çöle. Tunus ve Fas Rallilerinde ikinci oldu. 2005 başlarında nihayet büyük hamleyi yaptı ve Dakar Rallisinde çok ses getiren bir ikincilik aldı. Bunu dört galibiyet ve Dubai’de bir ikincilik izledi. Böylece Enduro Rallisinde Coma’nın dünya şampiyonluğu unvanı da kesinleşmiş oldu. Bu artarda gelen zaferlerin kaçınılmaz sonucu olan, hepsinden daha büyük bir zafer, Ocak 2006’da geldi: Dakar Rallisi birinciliği.

 

Dakar Koleksiyoncusu

Pek çok küçük oğlan, günün birinde dünyanın en sert rallisini kazanma hayali kurar. Ancak Marc Coma için bundan daha fazlası vardı: o daha küçük bir çocukken bile Dakar’ın resimli kartlarını biriktiriyordu. Coma daha sekiz yaşındayken motosikletini arazide sürüyordu, tabi İspanya şampiyonası beşincisi bir motokros sürücüsü olan babası ve amcasının nezaretinde. 18 yaşına gelene kadar motokrosa odaklandı. Ama sonra Enduro’ya geçti. Bu doğru bir karardı: 1995’te İspanya Gençler Şampiyonu oldu. 1998’de 23 yaş-altı Dünya Şampiyonu, 2000’de İspanya Şampiyonasında üçüncü, 2001’de ikinci oldu. Rotasını büyük rallilere çevirme zamanı artık gelmişti.

 

Kum Tepeleri Üzerinde

2002’de Coma, Dakar Rallisine ilk kez katıldı. Bizzat İspanyol ralli duayeni Carlos Sotelo’nun yaptığı motosikleti kullanıyordu. Coma etaplardan birini altıncı olarak bitirecek kadar iyiydi ve büyük takımlardan birinin dikkatini çekti. Bir sonraki Dakar’da Coma, KTM fabrika takımındaydı. Dört etap sonra kürsüye çıktı ve bileğinin kırılmasına rağmen genel sıralamada 11. olarak ralliyi tamamladı. 2004 yılında, Dakar’ın acımasız yüzüyle tanışmak zorunda kaldı: son derece sıra dışı bir kaza sonucu, motoru üzerine düşmüştü. Coma bilincini kaybetti ama kazayı ciddi bir sakatlık yaşamadan atlatacak kadar şanslıydı. Başındaki yara izi, ona bu beklenmedik uçuşu hatırlatmak üzere hala duruyor.

 

Tutarlılık ve Konsantrasyon

Coma’nın birbirini izleyen zaferleri, İspanyol sürücünün sıra dışı bir yeteneğine işaret ediyor: tutarlılık. Coma, tek bir etabı bile birinci bitirmeden Dakar’ı kazandı. Ama sekiz kez ikinci oldu ve yarışı asla altıncı sıradan geride bitirmedi. Bu ona, en yakın rakibine göre 1:13 saatlik bir üstünlük sağladı. (Bu rakip, geçen yılki Dakar’ın galibi Fransız Cyril Despres’di.) Coma’nın ikinci önemli yeteneği ise, uzun zaman dilimleri boyunca müthiş yoğun bir konsantrasyonu sürdürebilmesi. İspanyol sürücü böylece hata yapmadan ve kaybolmadan ilerleyebiliyor. Coma, daha yarışa hazırlanırken bile, en önemli şeylere odaklanmayı iyi biliyor. “Dakar için bir yıl boyunca hazırlanmak zorundasınız,” diyor. “Dekatlon atletlerine çok benziyoruz. Onlar da Olimpiyatlara sadece dört yılda bir katılırlar, ama üç yıllarını buna hazırlanmakla geçirirler. Biz de benzer durumdayız, ama şükür ki Dakar’a her yıl katılabiliyoruz.”

 

Red Bull
Marc Coma
Red Bull
Marc Coma
Red Bull
Marc Coma
Red Bull
Marc Coma