Red Bull Music Academy’nin Türkiye’de tanıtılması adına yapılan etkinlikler tüm hızıyla devam ediyor. Geçtiğimiz haftasonu önce Derrick May’i 11:11’de canlı canlı izleyip niye bir efsane olduğunu yerinde gördük, sonraki gün de The Hall’da düzenlenen RBMA İstanbul Sessions’da hikayesini, yolculuğunu dinleyip onun da bir insan olduğuna inandık.
Cuma: Derrick May 11:11’i mahvetti!
Cuma gecesi 11:11’e gittiğimizde önce biraz çekinmiştim mekandaki insanların Derrick May’in müziğine verecekleri tepkilerden çünkü insanların bir kısmı orada çalan ve çalacak olan müzikten TAMAMEN alakasız olarak oradalarmış gibilerdi. Fakat Derrick May çalmaya başladıktan sonra ne kadar yanıldığımı anladım. Derrick May nasıl bir efsane olduğunu orada hepimize gösterdi ve hepimizi etkisi altına aldı.
Cumartesi: Uyanın bugün RBMA İstanbul Sessions var!
Cumartesi sabah hazırlıklar için The Hall’a gittim. İçeri girer girmez bir anda garip duygularla doldum. Sahnede tam da Red Bull koltuğu diyebileceğimiz bir koltuk, normalde seyircilerin olması gereken yerde de bir çok küçük koltuk. Kapıdan içeri girerken barkovizyon’da geçen yıl birinci dönem videosundaki Teri Gender Bender’in konuştuğu bölüm dönüyordu. Teri hem sahne şovuyla hem de kafasının çalışma biçimiyle gerçekten çok özel bir insan. Zaten videoda da Red Bull Music Academy’nin nasıl bizi ‘normalin dışında’ düşünmeye teşvik ettiğini anlatış şeklinden bunu görmüş olmalısınız. İşe koyulmadan videoyu tekrar tekrar izledim. Zaten o videoyu her gördüğümde baştan sona izliyorum çünkü içinde benim için çok değerli olan arkadaşlarım var. Çok ilginç değil mi? İki hafta boyunca tanıdığınız insanlar yıllarca tanıdığınız insanlardan daha yakın arkadaşınız oluyor. Bunun sebebi acaba müzik mi, yoksa meşhur Red Bull Music Academy başvuru formunun en iyi arkadaş olabilecek insanları bir araya getirmesindeki başarısı mı?
Kurulurken bir baktım, sürüyle iMac!
The Hall’daki Derrick May konuşmasından sonra Murat Uncuoğlu’yla bir Ableton Live workshopu yapacağımız için enstrumanlarımı hemen kurmaya başladım. Tam da o sırada katılımcılar için hazırlanan müzik istasyonlarını gördüm ve heyecanım iki kat arttı! Hepsini eve götürme isteğimin dışında bu istasyonlar bana Academy’deki çalışma istasyonlarını da hatırlattığı için heyecanlandım. Workshop’ta Murat Uncuoğlu ile canlı olarak üreteceğimiz müzik bu istasyonlarda katılımcılar tarafından remikslenecekti. Yaptığınız müziğin kitleler üzerinde nasıl bir etki bırakacağı sorusuna verilecek cevabı bu kadar hızlı görebilmek sadece Akademi’de mümkün olabilir. Enstrumanlarımızı kurup sound checkimizi yaptık ve heyecanla insanların gelmelerini beklemeye başladık.
‘Acaba beni seçerler mi?’ bakışları!
Red Bull Music Academy İstanbul Sessions’a katılım oranı bizi çok memnun etti. Katılan arkadaşların çoğunun gözlerinde ‘acaba beni seçerler mi?’ bakışını görmek beni çok memnun etti, çünkü bu ne kadar ciddi olduklarının bir göstergesi bence. Yavaş yavaş herkes yerini aldı, merakla aktivitenin başlamasını bekledik. Red Bull Music Academy’e giden ilk Türk ünvanına sahip olan Gökçe Özer’in (DJ Procombo) sahneye çıkıp koltuğa oturmasıyla etkinlik başladı. Gökçe Akademi’ye katıldıktan sonra bu oluşumun bir parçası olmak istemiş ve Red Bull’da çalışmaya başlamış. Ben de geçen sene başvurduktan sonra benimle iletişime Red Bull adına Gökçe iletişime geçmişti.
Gökçe koltukta katılımcılara Academy’i tanıtacak bir kaç video seyrettirdikten sonra başladı açık sözlülüğüyle ve içtenliğiyle Academy’i anlatmaya. (İlk tanıştığımızda bana da öyle anlatmıştı Academy’i, çok sevmiştim, yine sevdim). Gökçe üstüne basa basa katılım formunun ne kadar önemli olduğundan, her soruya içten cevap verilmesi gerektiğinden ve Akademi’nin katılımcıların hayatında nasıl yer alabileceğinden bahsetti.
Derrick May elinde kahvaltısıyla koltuğa oturur!
Gökçe hararetle demin bahsettiğim konulardan bahsedip katılımcı arkadaşların sorularını yanıtlarken Derrick May elinde kahvaltısıyla doğal bir şekilde geldi koltuğa oturdu.
Gökçe’nin son soruyu da cevaplamasının ardından Derrick May ile olan hoş sohbet başladı. Red Bull Music Academy sayesinde öğrendiğim en önemli şeylerden biri de dünyaca ünlü müzisyenlerin, DJlerin de aslında ‘insan’ olduğu, bir hikayelerinin olduğu (ve çoğunlukla bu hikayelerinin çok komik olduğu) ve aklınıza takılan şeyleri seve seve cevaplamak isdedikleri oldu.
Derrick May ile yapılan konuşma TAM OLARAK Academi’deki ‘Lecture’lar gibiydi. Derrick May’in hikayesini, nasıl müziğe başladığını, Detroit Techno ve Alman Techno’sunun arasındaki bağın nasıl kurulduğunu, Carl Craig’in nasıl müzik yapmaya başladığını ve daha bir çok şeyi o kadar güzel anlattı ki Derrick May, dinlerken en az üç kere müzik yapmaya olan inancımızı tazeledik.
‘Academy Lecture’larının en önemli özelliklerinden biri de bu aslında. Kendi dünyanızda müzik yapıp bunu bir yerlere taşımaya çalışırken karamsarlığa düştüğünüz zamanlar olabilir. Aynı karamsarlığa dünyaca ünlü müzisyenlerin de düştüğünü, bu durumlarla başa çıkabildiklerini, nasıl ‘dünyaca ünlü’ olduklarını öğrendikçe insanın içine bir rahatlama, bir umut doluyor.
Derrick May konuşmasını bitirip sorulara geçince yöneltilen soruların çokluğu ve kalitesi beni çok mutlu etti. Neredeyse herkesin sormak, söylemek istediği bir şey olmasına sevindim. Derrick May soruları samimi bir şekilde cevapladıktan sonra Murat Uncuoğlu ile yapacağımız workshopa başlamadan önce bir on dakika ara verdik.
Sahne hazır, haydi içeri!
Verilen aradan sonra katılımcıların çok büyük kısmının workshop’a katılması bizi sevindirdi. Murat Uncuoğlu ile yerlerimize geçtik, kameralar hazırlandı, tam konuşmaya başlayacakken Derrick May sahneye gelip ‘Dostum, internet şifresi ne, niye benimle paylaşmıyorsun?’ diye şaka yaparak sahneye geldi. Cep telefonuyla kablosuz ağlardan birine bağlanmak isterken benim bilgisayarım ile cep telefonum arasında kurduğum özel kablosuz ağı görüp bir şaka yapmaya karar vermiş, gülüşerek o ağın yalnızca bilgisayarı kablosuz olarak kontrol edebilmek için kurulduğunu anlattıktan sonra aramızdan ayrıldı ve biz de Workshop’a başladık.
Murat Uncuoğlu gerçekten çok iyi!
Murat Uncuoğlu ile tanışan herkes ne kadar alçak gönüllü, iyi bir insan olduğunu bilir. Sanki Türkiye’nin gelmiş geçmiş en önemli müzisyenlerinden biri değil de, bir abi gibi insanlara yaklaşan Murat Uncuoğlu konuşmasına günümüzde DJ’liğin niye sadece iki şarkıyı CD’den birbirine mikslemek olmaması gerektiğini, müzik üretebilen insanların performanslarına niye bilgisayarı dahil etmeleri gerektiğini ve bunu nasıl yapabileceklerini bir güzel anlattı.
Aslında çok karışık olan setupumuzu öyle güzel özetledi ki, neyin nereye niye bağlı olduğunu, neyin ne işe yaradığını bir güzel katılımcı arkadaşlara gösterdi. Yukarıdan bize bakan kamera arkamızdaki perdeden setupumuzu katılımcılara gösterir bir şekildeyken performansımıza başladık.
Bilgisayarların da sahne korkusu vardır!
Bilgisayar ile çalışan, performans gösteren, sunum yapan, yani kısaca evin dışında da kullanan herkes bilir; Performans öncesi sorunsuz çalışan sistem tam da performans sırasında bir hata verebilir, çalışmayabilir. Performanstaki başarınız bunu karşınızdakine hissettirmeden performansı sürdürebilmek ve bitirebilmek ile ölçülür. Bizim performansımızda da ufak sahne korkuları yaşadı benim bilgisayarım, ama bunu çok da hissettirmeden performansımızı bitirdik ve setupumuzu detaylı olarak anlatmaya başladık.
Katılımcı arkadaşların akıllıca yönelttikleri soruları yanıtladıktan sonra sıra geldi bizim canlı olarak yaptığımız müziğin remikslenmesine!
Her yerden farklı müzikler geliyor!
Remiks mantığını çok severim, ‘benim müziğimi al ve kendine göre yorumla!’ yaklaşımı insanların nasıl düşündüğünü anlamamıza, onlarla bir bağ kurmamıza yardımcı olur bence. Performans sonrasında insanların bilgisayarlardan çıkardıkları o farklı ve ilginç sesleri, yorumlamaları duydukça hissettiklerimi kelimeler ile anlatmam gerçekten çok zor.
Her güzel şeyin bir sonu vardır
Bilgisayarların başındaki katılımcı arkadaşlarla güzel sohbetler edip ileride de beraber bir şeyler yapabilmek üzere bağlantılar kurarken saatin kaç olduğunu farketmemişiz. Mekanın akşam hazırlıklarına başlaması gerektiği için sohbetlerimizde kaldığımız yerlerden devam edebilmek için katılımcı arkadaşlarla telefon alışverişi yaptık ve toplanmaya başladık.
Bu Cumartesi İzmir’deyiz!
Bu Cumartesi öğleden sonra Red Bull Music Academy’i tanıtmak için 1888’de bir söyleşi gerçekleştireceğiz. Akademi ile ilgili aklınıza takılabilecek her soruyu seve seve yanıtladıktan sonra akşam da Onor Bumbum Live Set olarak sahne alacağız. 1888 için yepyeni bir set hazırlıyorum, gereğinin yapılmasını arz ederim!
Görüşmek Üzere
Onor Bumbum
Yorumlar
YORUM EKLE