Ralli sporunun geçmişindeki en eski ve en prestijli etkinlik olan Monte Carlo Rallisi bu hafta üç senelik bir aradan sonra Dünya Ralli Şampiyonası’na döndü. Ralli 17 Ocak’ta başlayıp 22 Ocak’ta sona erdi.
Bu herkesin kazanmak istediği bir ralli, ama sporun en ünlü etkinliğinin en başarılı sürücüsü elbette sekiz Dünya Şampiyonluğu bulunan, yarışı daha önce Citroen ile beş kere kazanmış Red Bull sporcusu Sebastien Loeb. Yarış 100 yılı aşkın geçmişinde (ilk ‘Monte’ 1911 de düzenlenmişti) haddinden fazla drama sahne oldu. İşte bunların en iyilerinden beş tanesi:
Mini ön far skandalı, 1966
Hak ettiği değeri görmeyen İngilizlerin atılganlığını tam anlamıyla özetleyen küçücük Mini’ler, 1960’larda müthiş rakipleri alt ederek Monte Carlo Rallisi’ni üç kere kazandı. Hatta dört kere kazanacaklardı, ama Fransız resmi yetkilileri müdahale etti. Küstah İngilizlerin onları sürekli şamar oğlanı yapmasından bıkıp usanan ralli organizatörleri, 1966’ta yarışı birinci, ikinci ve üçüncü bitiren Mini’lerin ön far filamanlarının kurallara uygun olmadığını ilan ettiler (yukarıdaki resme bakınız) ve üç otomobil de diskalifiye edilip şampiyonluk Citroen’e verildi. Citroen sürücüsü Pauli Toivonen bu karardan o kadar tiksindi ki kupayı almayı reddetti.
Peugeot’lar çalışmıyor, 2000
Soğuk sabahlarda arabanızın çalışmaması insanı sinir eder, değil mi? Şimdi bütün dünyanın sizi izlediğini ve milli gururunuzun söz konusu olduğunu hayal edin. İşte Peugeot takımı sadece birkaç dakika içinde Monte Carlo Rallisi birinci adayından herkesin maskarasına dönüştüğünde bu utanç verici durumla karşı karşıya kaldı. Üç fabrika otomobili geceleyin ikinci güne başlamaya hazır halde kapalı parkta bırakılmıştı – ama başlayamadılar. Üç otomobilin hiçbiri çalışmadı: Takım patronu Corrado Provera bu deneyimi “herkesin önünde küçük düştük” diye niteledi.
Peugeot 206 WRC (www.flickr.com/photos/23057750@N02/)Ari Vatanen’in inanılmaz geri dönüşü, 1985
Kopilotların işi notları okumak, ama daha da önemlisi zaman kontrollerinde de zamanlamayı doğru yapmaktır. Erken ya da geç kayıt yaparsanız ağır bir zaman cezası alırsınız, bu da her kopilotun korkulu rüyasıdır. 1985’te güçlü Peugeot 205 T16’yı kullanan Ari Vatanen’in kopilotu Terry Harryman için korkulu rüya gerçeğe dönüştü. Yarışı rahat bir şekilde önde götürürlerken Harryman Gap’te bir zaman kontrolünde ikiliyi erken kaydetti ve ikili bu yüzden sekiz dakika ceza alarak bitişe 16 etap kala birincinin dört dakika arkasına düştü. Ama ikili yılmadı ve yarışı kazanmayı başardı: Bu muhtemelen sporun tarihindeki en büyük geri dönüştü. Harryman daha sonra son etaplarda “birkaç kere” kıyafetini değiştirme ihtiyacı hissettiğini söyleyecekti.
Peugeot 205 T16 (www.flickr.com/photos/crack_shot/)Waldegard betonla şaşkına dönüyor, 1979
Monte Carlo kahramanlarının birinci olması için her şeyi yapabilecek coşkulu bir Fransız seyirci kitlesine sahip olmasıyla tanınır. 1979’da Monte Carlo sakini Bernard Darniche sadece altı saniyeyle ralliyi kazandı, ama o sene Dünya Ralli Şampiyonu olan İsveçli Bjorn Waldegard yarışta zaferi az kalsın kendisinin kazanacağını düşünüyor, tabii son gün kocaman bir beton yığını yüzünden bir köprüde takılıp kalmasaydı. O da nereden çıktı?
Bjorn Waldegard at the 1979 Monte Carlo Rally Tek ihtiyacın 25 beygir, 1911
Günümüzün Dünya Ralli Otomobillerinin 300 beygirden fazla gücü var, ama Avrupa’nın dört bir yanına dağılmış gelişigüzel başlama noktaları içeren ve Prenslikte sona eren ilk Monte Carlo Rallisi’ni Henri Rougier diye bir adam 25 beygir güce sahip Turcat Mery ile kazandı. O günlerde birinci bitiş çizgisine ilk ulaşan kişi olmak zorunda da değildi: Hakemler bunun yerine otomobilin Monte Carlo’ya ulaştığındaki durumu, yolcu konforu ve sürücüden ne kadar hoşlandıkları gibi bazı başka faktörleri de göz önüne alıyorlardı. Bugünlerdeki başarı kriteri biraz daha özel.
Yorumlar
YORUM EKLE