Autograph signing with Sebastian Vettel in China © Getty Images for Red Bull Racing Team

Sebastian Vettel 2011’deki ilk iki yarışı kazandı, ama burun konisinde ‘1’ numarasını taşımak ağır bir yük olabilir ve erken başarı her zaman F1 unvanı yarışında nihai zafere götürmez. Seb’in memleketi Almanya’da anlatılan kirpiyle tavşanın hikayesini göz önünde bulundurarak,geçmişte unvanını büyük bir başarıyla korumuş altı pilota bir göz atıyoruz.

Michael Schumacher 2004
2004’ün başında herkesin Michael Schumacher’in kazanmasından bıktığını söylemek abartı olur: İtalya ve Almanya’da hâlâ bu durumdan keyif alanlar vardı. Ama dünyanın geri kalanına bu mutlak hakimiyet biraz sıkıcı gelmeye başlamıştı. Bu yüzden 2004’te Durdurulamayan Mickey’in rakiplerini ezerek ilk beş yarışı kazanması F1 takipçilerinin canını sıktı. Monaco’da ilk sıradaki Schumacher’in itaatkar bir şekilde güvenlik otomobilini takip ederken o gün yine heyheyleri üstünde olan maceracı Juan-Pablo Montoya tarafından yana savrularak Armco’ya çarpması ve yarışı tamamlayamaması onun mutlak hakimiyetinden hoşlanmayanların yüzünü biraz olsun güldürdü. Ama Schumacher neşelenenleri cezalandırmak için Ferrari adına sonraki yedi yarışın hepsini acımasızca kazandı ve yedinci kere şampiyon oldu.

Ayrton Senna 1991
1991 senesinden herkesin hatırladığı otomobil Patrick Head ile Adrian Newey'in ilk işbirliğinin eseriydi, ama 1991’i 12 silindiri birden ateşleyerek açan araç Nigell Mansell ile Riccardo Patrese’in Williams FW14’ü olmadı. Önceki senenin dünya şampiyonu Ayrton Senna’nın McLaren'i, Phoenix, Interlagos, Imola ve Monte Carlo’da arka arkaya dört defa yarışa en önden başladı ve hepsinde birincilik elde etti. Sezonun sonraki yarışlarında Williams performansını arttırarak en iyi otomobile dönüştü, ama Senna’nın zaferleri üçüncü kere dünya şampiyonluğunu elde etmesine yetti. 

Niki Lauda 1976
Lauda’nın 1976’daki performansı Nürburgring’deki korkunç yangınla hatırlanıyor. Halbuki Niki o zamana kadar sezonun bütün yarışlarında podyuma çıkmıştı. Interlagos ve Kyalami’deki (hava yolculuklarının gerçek erkeklere göre olduğu zamanlar) ilk iki yarışı kazandı, sonraki Long Beach ve Jarama’da ikinci geldi, ardından Zolder ve Monte Carlo’da yine zafer kazandı ve Anderstorp’ta da Jody Scheckter ve Patrick Depailler’in Brabhams’ının ardından üçüncü sırayı elde etti. Lauda Paul Ricard pistinde yine en öndeyken Ferrari 312T2’sinin krank mili bozuldu. Sonradan iki dünya şampiyonluğu kazandığı ve bir havayolu kurduğu halde bu olay hâlâ onu sinir ediyor. “Ferrari hep şampiyonluğu Fuji’de yitirdiğimden yakınıyordu. Birincisi, şampiyonayı kaybettim, çünkü Nürburgring’de az kalsın ölüyordum ve üç yarışı kaçırdım. Ama o kazaya rağmen Fransa’da krank milim bozulmasaydı yine Dünya Şampiyonu olurdum.” F1 pilotları kin gütmeyi iyi biliyor.
 

Emerson Fittipaldi 1973
Fernando Alonso ve Sebastian Vettel’den önce muhteşem saç favorileri olan Emerson Fittipaldi ‘en genç F1 Dünya Şampiyonu’ unvanını otuz yıl boyunca elinde tutmuştu. Fittipaldi savunmasına Arjantin ve Brezilya’da zaferlerle başladı, Güney Afrika’da üçüncü geldi, ardından İspanya’da yine zafer kazandı – ama Jackie Stewart’in Tyrrell’i siyah-sarı Lotus’un ensesindeydi. Emo sezonun ortasında tutarsız sonuçlar elde etmeye başlayınca Stewart fırsattan yararlanarak üçüncü şampiyonluğunu kazandı ve Brezilyalıyı ikinci şampiyonluğu için bir sene daha beklemeye mecbur bıraktı.

 

Juan Manuel Fangio 1957
Arjantinli pilot bu altı pilot arasında en iyisi olabilir, ama unvan savunmalarına nadiren iyi başlardı. Aslında iki kere hiç başlayamadı, ama o başka bir hikaye. Fangio’nun altın yılı 1957’ydi. Pilot o yıl Arjantin, Monaco ve ABD’deki yarışlarda zafer kazandı-ama tabii o zamanlar yarış takvimi biraz daha medeniydi ve bu üç yarış dört buçuk aylık bir döneme yayılmıştı. Maestro Almanya’da yine birinci geldi ve Pescara ve Monza’da ikincilikler kazanarak kariyerini tamamlayıp batan güneşe doğru uzaklaştı.

Alberto Ascari 1953
Vettel arka arkaya dört yarış kazandı, ama Alberto Ascari’nin 1952’de ve 1953’te arka arkaya dokuz zaferinin önüne geçmesi pek mümkün değil. Ascari’nin Ferrari’si 1952’de Belçika, Fransa, İngiltere, Almanya, Hollanda ve İtalya’da* birinciliğe ulaşarak Schumacher benzeri bir hakimiyetle zafer kazandı. Ascari 1953 sezonunun başlarında yine hüner gösterisini sürdürdü ve Arjantin, Hollanda ve Belçika’da zafer kazandı, sonra da Fransa’da yarışı Mike Hawthorn’un beş saniye arkasında tamamladı. Ne yazık ki aynı yarışta birinciyle arasında Fangio ve Frolian Gonzalez’de vardı, bu yüzden Reims’te podyuma bile çıkamadı.

*Dikkatli gözler 1953 itibariyle hâlâ F1 dünya şampiyonası kapsamında olan Indy 500’den bahsedilmediğini fark etmiş olabilir. Ama o sene F1 takımlarından ya da pilotlarından hiçbiri gitmeye tenezzül etmiyor. Dolayısıyla o sayılmıyor.


Yorumlar

    YORUM EKLE

    *Tüm alanlar doldurulmalıdır
    En Fazla 2000 Karakter Girilebilmektedir. :
    Soldaki kelimeyi yazdıktan sonra, "YORUMUNUZU" yazıp gönderebilirsiniz.

    Makale Detayları