Nihayet sona geldik. Brezilya Grand Prix’i dokuz ay önce soğuk bir Cuma sabahı Melbourne’daki Albert Park’ta başlamış bir sezona, son noktayı koydu. Kayıt defterleri yazıldı, şampiyonlar belirlendi ve geriye sadece Sao Paolo’da geçirilecek üç gün kaldı. Sonra aceleyle fabrikalara dönülecek ve gelecek senenin otomobiline son rötuşlar yapılacak.
Bu hafta sonu bir formaliteden ibaret olabilir, ama kesinlikle sıkıcı bir yarış olmadı. Geçit töreni tarzı geçişlere izin vermeyen Interlagos yokuşları, virajları ve pilotlara verdiği birçok sollama fırsatıyla coşkulu seyircileri fazlasıyla memnun etti. Burası sezonu heyecanla tamamlamak için harika bir yer oldu.
İşte bu sezonun önemli gelişmeleri...
Avustralya’da Seb pole’da - 26/03/11
Kış testleri sezonun nasıl geçeceğine dair somut bir kanıt sunmamıştı. Ferrari işi sıkı tutuyor gibi görünüyordu, McLaren zorlanıyordu, Mercedes iyi görünüyordu, Renault ise sıra dışı egzozuyla tahmin edilemeyen bir unsurdu. Red Bull fazla ilerleme kaydedememiş, ama Şubat boyunca aynı noktada kalmıştı. Ardından sezon başladı ve Avustralya Grand Prix’sinin sıralama turlarında Sebastian Vettel en yakın rakibinden 0,8 saniye düşük bir pole zamanı yaptı. Bu yeterince moral bozucu değilmiş gibi, bu zamanı bozuk bir araçla yaptı. Daha en başından şampiyon belli mi olmuştu? Hayır, pek öyle sayılmaz.
Lewis 17.04.2011’de Shanghai’da birinci geliyor
Nisan’da Lewis Hamilton Çin Grand Prix’ini kazanınca Red Bull her şeyin istediği gibi gitmeyeceğini anladı. Bu gelişme yeni Pirelli lastiklerle en iyi sonucu elde etmek için taktiklerin çok önemli olduğunu tekrar gösterdi. Hamilton sıralama turlarında seçimlik lastik setlerinden birini korudu ve yarışta Vettel’in iki pit stopuna karşılık üç kere pit stopa girdi. Hamilton’ın daha iyi bir başlangıç yapması da işin içine girince, yarış sonunda McLaren kutlama yaptı, Red Bull’un ise yüzü kızardı. Red Bull’un tesellisi Mark Webber‘in Lewis ile aynı taktikleri kullanarak grid’de 18.likten üçüncülüğe yükselmesi ve takıma senenin ilk çift podyumlu finişini getirmesi oldu.
Yeni ve eski lastiklerin karşılaştırmalı olarak nasıl göründüğünü merak ediyorsanız, işte bitime dört tur kala Hamilton’un Vettel’i geçerkenki görüntüleri. Her iki araçta da sert lastikler var, ama Vettel’inkiler yedi tur daha eski…
Bu arada İngiltere’de hâlâ kış hüküm sürüyordu. Genellikle reklam göstermeyiz, ama bu hakikaten bayağı eğlenceli...
Montreal’de ıslak ve çılgın
Çin’de kaybetmek Seb’i oldukça sinirlendirmiş olmalı, zira sonraki üç yarış boyunca başka kimsenin birinciliğe uzanmasına izin vermedi. Hatta Montreal’de sıralama turları itibariyle üst üste dört yarış kazanacakmış gibi görünüyordu. Sonra yağmur yağmaya başladı. Bardaktan boşanırcasına bir yağmur. Hani sakallı adamların büyük tahta gemiler inşa edip hayvanları ikişer ikişer içine soktukları türden bir yağmur.
Yarışta iki kere kırmızı bayrak kalktı ve güvenlik otomobili altı kere sahneye çıktı, ama Vettel soğukkanlılığını korudu ve her turu önde geçmesini bildi – fakat Jenson Button bir şekilde yarışı kazanmayı becerdi. Button altı kere pite girmiş, takım arkadaşıyla çarpışmış, Fernando Alonso’yu pistin dışına itmiş ve yarışın bitimine 30 tur kala son sıraya düşmüştü. Ron Dennis kokpitine canlı bir kobra yılanı atsa durumu daha kötü olamazdı. Ama her nasılsa Button kendini topladı ve Vettel’i bıkıp usanmadan kovaladı. Son turda daha iyi bir azami hızla uzun düzlükte kısa sürede birinciyle arasını kapatmayı başardı. Button’ı arka kanadına yaklaştırmamak için büyük bir çaba sarf eden Vettel aracını fazla zorladı ve virajı alırken kenara kaydı. Böylece Jenson Button başlangıçtan itibaren dört saatte dört değişiklik yaptıktan sonra Kanada Grand Prix’ini kazandı.
Çılgın, heyecan verici ve kestirilemez… Bu üç sıfat iki saat geç kalmış F1 personelinin Avrupa’ya giden uçağa yetişebilmek için Pierre Trudeau Hava Limanı’na nasıl koşuşturduğunu özetliyor. Ne yazık ki bu yolculuğun görüntüleri yok. Ama işte Martin Whitmarsh’ın Button’ın son turdaki dramatik öne geçişini anlatışı:
Fernando Silverstone’da
Silverstone… Tuhaftı. Yeni padok ve bir ucu neredeyse yer altında kalan pit şeridi açıktı, ne yapacağına bir türlü karar veremeyen hava durumu ‘değişebilir’de karar kıldı, aynı şekilde F1’in beyni de yarışın hangi motor kurallarıyla yapılacağına karar veremedi ve o da ‘değişebilir’de karar kıldı. Mevcut kuralları bir kenara atmak genellikle en çok liderleri etkilediği için Red Bull kaybedecek gibi görünüyordu, ama sonuçta yarışı kaybetmelerine neden olan kırık bir arka kriko, yapışkan bir jant somunu ve fazla uzun süren iki pit stop oldu. Fakat Fernando Alonso harika bir pilotaj sergiledi ve Red Bull da daha önce gazı kökleyince patlayan dağıtıcısı bu sefer patlamadığı için fazla moralini bozmadı.
Fernando Ferrari’nin en yeni zaferine yaraşan şık bir hareketle güne Frolián González’in 375’inde bir tur atarak başladı. Ferrari 60 yıl önce bu otomobille yine Silverstone’da ilk grand prix zaferini kazanmıştı. Bernie dişlerini sıkıyormuş görünüyorsa bu o 375’in sahibi olduğu, aracın değeri çok yüksek olduğu ve Fernando otomobillere şefkat göstermesiyle bilinmediği içindir. Evet, Ferrari kesinlikle FIA’dan yardım alıyor: Fernando’yu ittiren yarış yöneticisi Charlie Whiting’in ta kendisi.
Monza’da Vettel Alonso’yu geçiyor
İki şey biliyoruz: Red Bull ‘motor’ pistlerinde kazanamıyor ve Sebastian Vettel sadece öndeyken kazanabiliyor, çünkü sollama yapamıyor. Eh, Seb Spa’da bir motor pistinde kazandı, yedi gün sonra Monza’da, bir başka motor pistinde yeniden kazandı. Üstüne üstlük, zaferini perçinlemek için sezonun en iyi sollama hareketini yaparak o ünlü utangaç Fernando Alonso’yu geride bıraktı.
Kore’de Red Bull silip süpürüyor
Seb Japonya’da Sürücüler birinciliğini ele geçirmiş, ama yarışta Jenson Button’u geride bırakmayı başaramadı ki bu Red Bull için endişe vericiydi. Beş gün sonra Yeongyam’daki ısınmalara McLaren ‘in hâkim olması, ardından 2011’de RB7’ye pole pozisyonu vermeyen ilk takım olması bu görüşü perçinledi. Fakat McLaren bu avantajını sadece üç viraj boyunca elinde tutabildi. Vettel Hamilton’ı daha ilk turda geçti, sonra da basitçe McLaren’a toz yutturdu. Red Bull Yapımcılar birinciliğini aldı ve ganimetleri ele geçirdi diye gevşemeyeceğini de açıkça gösterdi. Anlaşılan Interlagos çok ilgi çekici geçecek…
Yorumlar
YORUM EKLE